Bu projeyi yapmayı aklıma koyduğumda aslında niyetim tüm sinema emektarlarını çekebilmekti. Demirören Alışveriş Merkezi inşaatı temeli atılmıştı, sinemanın izleyici sayısı düşmüştü ve sinemanın yakında kapanacağı korkusu başlamıştı. Gelişmeler çok hızlı oldu, projeyi istediğim şekilde bitiremeden sinema kepenklerini kapattı. Bu yüzden sinemanın diğer çekemediğim emektarları var. Yine de vefa ve minnet borcu olarak projeyi yayınlamak istedim. Yazıda geçmiş zaman kipini kullanmak gelmedi hiç içimden...
Alışveriş merkezlerinde açılan, salonları ve perdeleri küçük ama izleyici talebi büyük sinema komplekslerinden sonra Emek Sineması'nın izleyici sayısı düşmeye başladı. Film dağıtım şirketlerinin gişe hasılatı yapacak filmlerin oynayacağı sinema salonları ile ilgili tercihleri ise sayının daha da düşmesine sebep oldu. Bugün Beyoğlu'ndaki tüm sinemalar aynı tehlike ile karşı karşıyalar.
Yeşilçam Sokakta'ki bu sinema; barok ve Rokoko bezeli duvarları, 875 kişilik salonu, tarihi ve geçmişi ile diğer sinemalardan farklıdır. Sinema 1924 yılında ''Melek'' adıyla başlamış.Perdenin her iki yanında yer alan, Art Nouveau tarzı melek figürlerinden ismini alan sinemanın ilk sahipleri, o dönem İpek ve Sümer sinemalarının da sahipleri olan, A. Saltiel ile H. Artidi'ymiş. Daha sonra Emekli Sandığı'na geçen sinemayı 1958 yılına kadar İpekçi kardeşler işletmiş. Bu tarihte Emekli sandığı, sinemanın işletmesini alıp adını ''Emek'' olarak değiştirmiştir. 1969 yılında Turgut Demirağ'a geçen sinemanın işletmesini 1975 yılından beri 2006 yılında vefat eden İsmet Kurtuluş ve Süheyla Kurtuluş yaptı.


Sinema Müdürü Hikmet Dikmen 1956 senesinde askerden gelip Emek Sineması'nda yer gösterici olarak çalışmaya başlamış.(emek sinemasında çalışanlar yer göstericilerine kendi aralarında program şefi diyorlar)Hikmet Abi gece geç saatlere kadar sinemanın kapısında güler yüzüyle gelenleri karşılar, çıkan problemleri bir çırpıda çözmek isterdi. Hayatı sinemadır ve hatta Ahmet Tulgar'ın yayınlanan bir yazısında ''Emek Sineması sizin için ne ifade ediyor'' sorusuna ''Mukaddes bir yuva, muhabbetim benim. Üç evlilik yaptım ama Emek'ten vazgeçmedim, hiç ihanet etmedim'' diye yanıt verir. Karısı Naciye Hanım ise 10 yıldan uzun bir süre büfede çalışmış. İlk başlarda amacı sadece eşine yardım etmekmiş ama sinemaya o kadar alışmış ki bir daha kopamamış.
Sinemanın vazgeçilmezi patlamış mısırı Emek Sineması'nın eski işletmecisi Turgut Demirağ getirmiş Türkiye'ye. Onun öncesinde patates cipsi satılırmış. ''Festival seyircisi duyarlıdır patlamış mısırın paketinin açılma sesine, o yüzden pek almaz'' diyor Hikmet Abi.

Makinist Ömer Abdullah Bunlu Emek Sineması’nda 1979 yılından beri çalışıyor. Yıldız Film Stüdyoları kapandıktan sonra Emek sinemasının yaşlı makinisti Nihat Bey'in daveti üzerine buraya gelen Bunlu'ya bu tutkusu babasından geçmiş. "Babam çok severdi sinemayı. Bizi de götürürdü. Ben aslında bir sinema stüdyosunda çalışmak isterdim. Ancak stüdyolar bir bir kapanınca burada çalışmaya başladım." Atıf Yılmaz'a ve 'Amadeus'un yönetmeni Milos Forman'a hayran olan Bunlu, bir de 'Guguk Kuşu'nu unutamıyor. "Benim evde kendi arşivim var. Film fragmanlarım. Sonra Yıldız'ın patronu bana bir filmin kopyasını vermişti, onu da saklıyorum. 35 mm sinema makinesi var. 60 yılından beri film parçaları topluyorum. Fragmanlar belki 500 tane olmuştur, ayrıca film parçaları, üç kopya da film var." Kendi deyimiyle 'gözünü açmış bu işi görmüş' Bunlu, bu yüzden 'Bu işi yapmasaydınız, ne yapardınız?' sorusuna verecek yanıtı yok. Kaynak: Sema Uludağ/Radikal 1999
''Gone with the Wind'' filminin 70 mm'lik kopyasını gösterdikten sonra filmin Emek Sineması'nda 6 ay vizyonda kaldığını söylüyor Bunlu.
Film başlamış, makine odasından filmi izliyor diğer makinist Özcan Uzdu.


Emek sinemasının perde genişliği 10 x 10 metre. Beyazperde ihtişamlı iki perdenin açılmasından sonra belirir, öyle ki heyecanı arttıran bir hava oluşur. İlk adını aldığı melek figürlerinin yeri bugün boştur. Filmler salonun her yanından rahatlıkla izlenebilir. Sinema film gösterimleri dışında defalarca ödül törenlerine tanık olmuş, ünlü sinema oyucusu ve yönetmenini ağırlamıştır. Gişedeki Seval kadronun en gençlerinden, tüm çalışanların kızı gibi. Tutkun Sineması'na, sinemanın en son ve zor zamanlarında bile zehir gibi aklı ile ne yapılabiliri düşündü durdu. En eski gişe memurlarından Güner Hergül ise 25 yılı aşkın gişe memurluğu yapmış.Emek Sineması’nın fuayesi geniştir, hem alt hem üst salonunda büfesi vardır. Çayı demlemedir, frigo ve alaska satışı hala vardır ama koko çabuk bayatladığı için satılmaz.
Emek Sineması yıllarca Uluslararası Film Festivali'ne ve Filmekimi'ne gelen binlerce festival seyircisine ev sahipliği yaptı. Program şefi Murat Aldemir 20 yılını vermiş Emek Sineması'na, ''Tutkun olmayan yapamaz bu işi '' diyor.Çalışanları kadar meşhur ekose üniformalarını Emekli Sandığı 1963 yılında yaptırmış. Çalışanların ''Kızım''ı kapıda seyircileri karşılardı, ölene kadar o da sinemanın ayrılmaz bir parçası olmuştu.
1924 yılından beri hizmet veren ancak Beyoğlu'nun hızlı değişimi, sinema salonlarının içinde bulunduğu zor durum nedeniyle farklı bir yapılaşma içine giren Emek Sineması ve 30 yıldır sinemaya hizmet veren emektarları. Güleryüzlü, sıcakkanlı, işini severek yapan bu insanların hiçbiri artık bugün Emek Sineması'nda çalışmıyor. Ama Emek Sineması ile nostaljik bağları olan herkesin söylediği tek bir şey var: ''Akıllardaki Emek Sineması hep onlarla birlikte anılacak'' Ve umarım gösterilen çabalar sayesinde akıllardaki Emek Sineması kapanmayacak, sevdiğimiz emektarları ile birlikte yeniden kapılarını seyircisine açacak.
fotoğraflar© Ilgın Erarslan Yanmaz
daha fazla fotoğraf ve bilgi için http://www.ilgine.com/personal/category/view?id=43